Fenerin aydınlattığı ilk sığınak, İğneada

Yıldız Dağları ile Karadeniz'in hırçın dalgalarının kesiştiği İğneada; uçsuz bucaksız ormanı, tertemiz kumsalı, ıssız kumulları, gölleri, bataklıkları ve ünlü deniz feneriyle, aynı zamanda kuzeyden Türkiye karasularına giren teknelerin ilk barınağı....

İSTANBUL'A 240 kilometre uzaklıkta bulunan İğneada, küçük ama şirin bir yer. Kırklareli'nin en dağlık kesimi olan Demirköy ilçesine bağlı İğneada'nın Bulgaristan sınırıyla arasında, sadece Rezve Deresi bulunuyor. İğneada'da göze batan ilk şey alabildiğince uzanan kumsallar, balıkçı tekneleri ve arkadaki sık orman örtüsü. İğneada adı sizi şaşırtmasın, burası ada değil. Karadeniz kıyısında küçük bir iskele durumundaki yer, adını rivayete göre Fatih Sultan Mehmet'in akıncılarından İne Atlı Gazi'den almış. Trakya'nın en ıssız koylarından biri olan İğneada, Osmanlılar zamanında av alanı olarak değerlendirildiğinden, konaklama merkezi olarak gelişmiş. Ormanın yanı sıra birçok göl ve sazlık alanların da bulunduğu İğneada, halen önemli bir avlanma yeri. Özellikle bıldırcın, çulluk, yaban ördekleri ve yaban kazlarıyla dikkat çeken bölgede av mevsiminde bir çok avcıya rastlayabilirsiniz. Balık yönünden de çok zengin olan İğneada'da, hemen sağ tarafta denizle birleşen Mert Gölü bulunuyor. Yakın civarda ise Erikli, Hamam, Pedina, Saba, Ramana ve Sülüklü Göl olmak üzere toplam 7 göl mevcut.

Rotaları hep aydınlık
 
İğneada sahilleri temizlik ve güzellik yönünden Akdeniz sahillerine alternatif bir yer olarak görülüyor. İğneada'nın 4 kilometre ilerisine liman ve hemen üzerinde de Limanköy bulunuyor. Limanköy'deki en önemli özellik Sultan Abdülaziz döneminden kalma 155 yıllık fener. Eskiden gazla çalışan fener, şimdi elektrikli. Limanköylülere göre denizden feneri arkasına alan gemi, onu hiç kaybetmeden giderse İstanbul Boğazı'na varırmış. Bu yüzden ona Rota Feneri de diyorlar.

Atatürk’ün Köyü
 
İğneada'nın 12 kilometre ilerisinde Beğendik Köyü bulunuyor. Atatürk zamanında Bulgaristan tarafına nazire olsun diye özel olarak yaptırılan bu köyün diğer adı Atatürk Köyü. Tek tip evlerden oluşan köyün içinden geçip sahile ulaştığınızda muhteşem kumsalla karşılaşıyorsunuz. Hemen sol tarafta ise Bulgar köyü görünüyor. İğneada'ya 45 kilometre kala Yenice Köyü'nü geçtikten sonra. manyetik bir alan bulunuyor. Manyetik Alan Alabalık Dinlenme Tesisleri'- nin hemen önünde bulunan bölgede otomobilinizi boş vitese atıp yokuş yukarı çıktığını görebilirsiniz.

Nasıl Gidilir?

İĞNEADA'ya en kolay TEM Otoyolu'ndan ulaşabilirsiniz. Mahmutbey gişelerinden sonra 240 kilometre olan yol, otomobille yaklaşık 4 saat sürüyor. 1.5 saatlik otoban yolculuğunun ardından Lüleburgaz, Babaeski sapağından girip, Pınarhisar ve Demirköy tabelalarını takip ederek İğneada'ya ulaşabilirsiniz. Ancak otobandan sonra yollar dik iniş çıkışlarla ve keskin virajlarla dolu.

Ne Yenir?

AVLANMA yasağı dışında İğneada'da bol bol balık yiyebilirsiniz. Özellikle Kalkan, İğneada'da tavsiye edilen balıklardan. Fakat balık lokantalarının pahalılığı İğneada'nın cazibesine gölge düşürüyor. Oturmadan önce fiyatları sormanızı öneririm. Balık dışında Karadeniz pidesi ve ızgara çeşitleri olan lokantalar da bulmak mümkün. Ayrıca, yol boyunca birçok alabalık tesislerine rastlayabilirsiniz.  

Nerede Kalınır?

İĞNEADA konaklama yönünden çok alternatifli bir yer değil. Pansiyonların yanında birkaç otel ve Özel İdare Dinlenme Tesisi de bulunuyor. Bunun yanı sıra geniş ormanlık alan içerisinde kamp için çok uygun yerler bulabilirsiniz. Otel ve pansiyon fiyatları oda olarak 30-50 YTL arasında değişiyor. Akkuş Otel: (0288) 692 23 81, İğneada Motel: (0288) 692 21 42, Özel İdare Dinlenme Tesisi: (0288) 692 21 35, Işık Pansiyon: (0288) 692 24 29, Karaca Pansiyon: (0288) 692 21 75, Murat Pansiyon: (0288) 692 23 71, Deniz Pansiyon: (0288) 692 21 70, Yorulmaz Pansiyon: (0288) 694 41 74

Mutlaka Yapın!..

Türkiye'nin ıssız koylarından biri olan İğneada'nın sahilleri, temizlik ve güzellik yönünden Akdeniz sahillerine alternatif bir yer olarak görülüyor. Tatil için ideal bir ortam var...